Evet bugün doğumgünüm ve sanırım hayatımın en sıkıcı doğumgünün sabahını geçiyorum şuanda..
İşte yanda gördüğünüz tipik bir türk çocuğunun tüm sülale ,eş, dost, tanıdık kim varsa onunla yapılan doğumgünü..İyidir, hoştur çocuklar mutlu olur böyle.Evde yaklaşık 40 kişi olur, herkes güler en küçük çocuktan ninelere kadar,..Pasta kocaman olur yuvarlak bi masaya konur küçükler önDe olmak üzere 18 yaşını doldurmayan gençlere dahil masanın etrafında toplanarak mumları üflerler (bide mum üflerken fotoğraf çekme fantazisi vardır tabi) hediyeler açılırr çok mutludur herkes güzel bir gündür ..
Ama işte bu olay 17 yaşına girilen doğumgününde bu kadar çekici gelmemekle birlikte oldukca can sıkıcıdırda aslında...Anneme arkadaşlarımla Pendik' e gitmek istediğimi söyledim sinemaya ve tabiki verilen cevap HAYIR şaşırmadımda aslında benim hayırsever annem yine yaptı yapacağını sonuç olarak.Gayet tatlı dille sormama rağmen sert bir HAYIR cevabı ağır geldi hayır ben şunu anlamıyorum bana dediğini diyor ki arkadaşlarınla oralara gitme arkadaşaının başına bişey gelir sen sorumlu olrsun dank!! bu ne demektir ya yani bundan çıkarılacak ders -her yere tek gidin böylece üzerinize sorumluluk almassınız ve ömür boyu çekeceğiniz vicdan azabınızdan böylelikle sıyrılmış olursunuz- ben bunu anladım açıkcası..Çok üzüldüm bu duruma çok ağladım ama tabiki gidemememe değil olabilir tamam annelerin korkuları vardır niyeti kötü değildi bunu biliyorum ama arkadaşlarımla sinemaya yılda bikere giderim ben o kadar nadir yani ,hem bugün doğumgünüm,hem 17 yaşına bastım ama izin almak bu kadar imkansız işte yani bu kadar geçerli nedenlerim varken koca bir hayır cevabı pekte fazla koydu bana bide demezmi akşam hep beraber kutlarız yok dedim istemiyorum sabahta teyzem aradı taa Bodrum'dan onuda çok özledim yanında olmak vardı şimdi dedi hemen ağlamaya başladım uyanır uyanmaz bide bana kontör göndermiş :( neyse şimdi canım arkadaşım Elif Kardelen'im gelicek onunla gidicez biyerlere bakalım bikaç kişiyi daha alırız heralde..Ama hala içim buruk ve biliyorum bugünü unutmayacağım:(
Ehh bu pastada bana gelsin o zaman:S sevgiyleee kalın...
The Beatles...
Ringo Starr, John Lennon
Paul McCartney,George Harrison
Lisede dil bölümünü okuyorsanız ve dönem ödevinizide ingilizceden aldıysanız bu ödev büyük bir ihtimalle bir kitabın çevirisi olacaktır nitekim benimde öyle oldu hemde The Beatles grubunu oluşumundan dağılışına kadar anlatan bir kitap..
The Beatles benim için önceleri yalnızca Yesterday şarkısını dinlediğim 60'ların başında kurulmuş eski bir gruptu ama ödevden sonra gerçekten değişti.
Öğrenciler ödevlerini (her ne kadar üşenselerde) biran önce verip kurtulmak ister ancak benim öyle olmadı bitmesin diye hemen bitirebileceğim halde yavaş yavaş çevirdiğimi hatırlıyorum.Çevirdikçe sevdim grubu bir grup gencin yaşamın benim gerçekten ilgimi çekmişti özellikte John Lennon..
şarkıları genelde Paul McCartney ve John Lennon yazıyordu özellikle John Lennon büyük bir barış yanlısı ve bunun için büyük uğraşlar vermiş bir hayalperest...Ringo Star (üstteki ilk) bateristleri...Baterisleri değişmiş sürekli ve sonunda Ringo starda karar kılmışlar..
George Harrison (allta ikinci)' un eşine Eric Clapton aşık olur ve bunu ona söyler ancak George bunu umursamazcasına Eric ile arkadaşlığına devam eder hatta Eric'in Layla şarkısıda George'un eşi içindir sonra George ve eşi boşanırlar ve Eric onunla evlenir ve bu böyle devam eder... George ne kadarda rahat bir adammışsa ya aslında bu rahatlıkı değil başka bişeydir mutlaka kimin hayatını tamamen bilebiliriz ki?
Paul McCartney grupta (bana göre) en güzel yüze sahip ve Yesterday şarkısını söyleyen insan büyük bir sempati duyuyorum kendisine hala...Şu şarkılarıda çok güzel grubun Stand by me ve Woman mutlaka dinleyin!!
işte bu mükemmel grubu tanımam böyle oldu çokta memnunum aslında.. Şimdi bi fotoğraf daha John Lennon'un sözleriyle Imagine..
hayal et insanların cennetin cehennemin hırsın olmadığını...Bir hayalperest olduğumu söyleyebilirsin ama ben tek değilim..
Bkz ing: You may say I am a dreamer but I am not the only one...